July 2011
1 post
” - gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendim? - hayır olric.. yüreğinde bi yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere. - ben kötü biri miyim efendim? yüreğimde giden onca insanın yüreğinde bir yerim olduğuna neden inanmakta zorlanıyorum? - onlar gerçekten gittiği içindir olric..”
June 2011
2 posts
“çabucak vazgeçersiniz, artık onu aramazsınız, ne şehirde, ne gecede, ne de gündüzde. böylece yine de bu aşkı sizin için olabilecek tek şekliyle yaşayabildiniz, başınıza gelmeden kaybederek.”
Denizi görüp görmediğinizi sorar, günün doğup doğmadığını sorar, ortalığın...
– Marguerite Duras - Ölüm Hastalığı (via illkeepondancing)
February 2011
5 posts
“işte ondan sonra kardeşim hidayet, insanlığa öfkem başlıyordu; belki de öfkelerimi bu oyunlar sırasında duymuştum. çünkü, bütün gücüme rağmen oyuna geliyordum. kendime kızıyordum: çünkü oyuna geliyordum, anlıyor musun oğlum hidayet? oyuna geliyordum. oyuna gelmemeliydim bana oyun oynanmamalıydı. bütün gücümle uyanık kalmalıydım; başkalarının rüyalarını görmemeliydim. ve kardeşim...
hava kararıyordu. köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kolkola. delikanlı bir şeyler anlatıyordu, genç kız da başını sallıyordu. “bana kalırsa filim biraz karışıktı,” dedi genç adam. “bazı yerlerini anlamadım.” “canım,” dedi kız, “sonunda çocuk ölüyor işte.” “aptal,” dedi delikanlı, “o kadarını biz de anladık.”
nihayet insanlık da öldü. haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. bu nedenle gazetelerinde, ‘insanlık öldü mü?’ ya da ‘insanlık ölür mü?’ ...
bize çamaşıra gelen bir fatma hanım vardı, radyoda okunan mevlüde ağlardı. sonra...
"Muhayyilesi kuvvetli bazı insanlar, sevdikleri...
July 2010
1 post
15
büyük bir koltuk alacağım ben de beni her taraftan saran büyük bir koltuk odada başka bir şey bırakmayacağım koltuğu bir köşeye koyacağım duvara doğru çevireceğim oturacağım ve bir daha kalkmayacağım dinleneceğim saçımın telinden ayak tırnağıma kadar sürekli ve yavaş yavaş dinleneceğim her hücremi ayrı ayrı dinlendireceğim uzun uzun dinlenecek her parçam hiçbir duyguya kapılmadan hiçbir şey...